HES'lere Hayır Yeşil Artvin Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Bedrettin Kalın, Artvin Şavşat Meydancık Beldesinde, Ati İnşaat tarafından yapılması düşünülen Diyoban HES ile ilgili olarak, Rize İdare Mahkemesinin 2010/136 Esas sayılı dosyasında Artvin Valiliğine karşı açılan toprak kullanımına ilişkin davada, 2010/325 ve 2010/326 Esas sayılı dosyalarda Orman Genel Müdürlüğüne karşı açılan orman kullanımına ilişkin davalarda mahkeme Yürütmeyi Durdurma kararı vermesi ve aynı proje ile ilgili olarak 3 ayrı yürütmeyi durdurma kararı verilmesi dolayısı ile Yeşil Artvin Derneği adına bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan, Meydancık Belediye Meclis Üyesi ve Belediye Başkan Yardımcısı Namık Kemal Bahçeci de hazır bulundu. Avukat Bedrettin Kalın mahkeme kararı sonrasında şu açıklamayı yaptı; "Bilindiği üzere son 2-3 yıl içerisinde önce Karadeniz Bölgesinde başlayan ve sonra bütün ülkeye yayılan bir sorunla karşı karşıyayız. Bu sorun bütün derelerimizde ve akarsularımızda kurulmak istenilen dere tipi Hidroelektrik Santraller sorunudur. Yaşamın kaynağı olan sularımızı elimizden almaya ve bu suları yabancı su tekellerinin emrine vermeye yönelik olan bu hain projeye karşı bütün derelerimizde, vadilerimizde mücadele ediyoruz. Derelerimizin ve sularımızın gelecek yüzyıllar boyu özgür akmasının teminatı ve bekçisi olan halkımız, derelerini bekliyor, kötü niyetli su tacirlerini derelerine sokmuyor, demokratik mücadele kararlılığını birçok eylemiyle gösteriyor. Bu gün ülkemizde 1700'ü, Karadeniz'de 600'ü aşan dere tipi HES'lerin 176'sı da Artvin'de projelendiriyor. Çoruh Nehri ana vadisini zaten büyük baraj projeleriyle kaybeden Artvin, şimdi de en küçük deresine varana kadar sularının tümünü kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya. Bunun bir enerji ihtiyacından kaynaklanmadığını, bir yandaş sermaye grubuna kaynak aktarma ve esas olarak sular üzerinde egemenlik kurma savaşının bir parçası olduğunu biliyoruz. Bizler sularımıza, topraklarımıza, yer altı ve yer üstü zenginliklerimize sahip çıkarken bunun bu ülkenin yurttaşlarının egemenlik hakları ile ilgili olduğuna inanıyor, bunları kaybettiğimizde yarın bu ülkenin özgür yurttaşları değil ülkeyi paylaşan tekellerin ücretli köleleri olacağımızı görüyoruz. Bu nedenle bu gün yapılan mücadeleyi bu ülkeyi kanlarıyla canlarıyla kurtaranlara minnet borcumuzun küçük bir parçası olarak düşünüyoruz Bütün canlı yaşamın, doğanın hayvan ve bitki varlığının, denizlerin en derininden dağların en yükseğine kadar hayatın kaynağının sularımız olduğunu yaşam döngüsünün buna bağlı olduğunu biliyoruz. Bu nedenle sularımıza bakarak 7 milyar dolar boşa akıyor diyenleri, sularımızı para olarak görenleri, yaşamın bu doğal döngüsünü görmezden gelenleri, bir cehalet halkasını bu halkın boynuna geçirmeye çalışanları, onların işbirlikçilerini ve emir erlerini şiddetle kınıyoruz. Bizler yaşam savunucuları olarak bütün mücadele alanlarında yerimizi alıyoruz. Yine bu kapsamda bütün vadilerimizde hukuksal yollara başvuruyor, davalar açıyoruz. Sorunlarımızı devletin temeli olan adalete anlatıyoruz. Bu kapsamda yapılan başvurularımız bağımsız yargı tarafından değerlendiriyor. Bağımsız yargı yapılan bu dere soykırımına, vadilerde yaşanan vahşete ‘dur' diyor, yürütmeyi durdurma kararları veriliyor. Son olarak bu kararları bütün çevre dostlarına, sularımızın ve topraklarımızın gerçek sahiplerine armağan ediyor, kararların uygulanmasından sorumlu olanları görevlerini yapmaya davet ediyoruz.." Sami ÖZÇELİK-08HABER
|